TEMİZLİK SEKTÖRÜ

2014-03-28 02:40:00

Merhaba Arkadaşlar Bu haftaki konumuz temizlik dendiğinde ilk akla gelen deterjan sektörü.

Deterjan, “yüzey aktif özelliği olup, bu özellik nedeniyle temizleme işlemi yapabilen, içinde ayrıca yıkamaya yardımcı kimyasal maddeler de içeren” sentetik bir üründür. İlk deterjan üretimi 1917 yılında gerçekleştirilmiştir. BASF’da görev yapan bir Alman kimyacısı F. GUNTER naftalini alkilleştirerek elde ettiği maddeyi sülfonlamış ve ilk deterjan aktif maddesini elde etmiştir. Bunu sonraki yıllarda özellikle Alman kimyacıların araştırmaları takip etmiş olup 1932 yılında Henkel’in ‘Fewa’ ve Procter & Gamble’ın ‘Dreft’ markaları piyasaya çıkan yağ alkolü sülfatı bazlı ilk deterjanlardır. Deterjanlar ev tipi ve sanayi tipi olarak ikiye ayrılmaktadır.

Deterjan ve temizlik maddeleri sektör kapsamındaki ürünler genel olarak şu şekilde

sınıflandırılabilir [1] :

1. El ve otomatik yıkama için çamaşır deterjanları ve çamaşır katkı maddeleri

2. El ve otomatik yıkama için bulaşık deterjanları

3. Ovma maddeleri

4. Genel temizleme maddeleri (Banyo/Mutfak, cam temizleyicileri, Kireç Çözücü, Tuvalet temizleyicileri)

5. Çamaşır suları

Deterjan pazarı, ulusal ve uluslararası ölçekte en rekabetçi ve stratejik pazarlardan bir tanesidir. Sektörün hammadde girdileri açısından özellikle LAB, STPP, enzim, optik ağartıcı ve parfüm tedariği dışa bağımlı olduğu söylenebilir. Bunların dışında ambalaj olarak yerli üretim kullanılmakla beraber bunun hammaddesi de önemli ölçüde dışarıdan ithal edilmektedir.

Türkiye’deki çamaşır deterjanı pazarı küçük oranIarda da olsa nüfus ve geIir düzeyindeki artışa paraIeI olarak- sürekli büyüyen bir pazar durumundadır. Türkiye’ de yaklaşık oIarak 17 milyona yakın hane bulunduğu ve bunIarın 15 miIyonunun otomatik çamaşır makinesine sahip oIduğu tahmin edilmektedir. Diğer bir ifade iIe çamaşır deterjanı pazarının önemli bir kısmı genel hane sayısının % 88′ini oluşturan çamaşır makinesine sahip hane sayısına bağlıdır.Pazarın büyüklüğü yaklaşık olarak 977 miIyon YTL; ortaIama büyüme hızı da %10 olarak tahmin edilmektedir.[2]

2004 yılında çevre konularını incelemek üzere yapılan bir ankette ise deterjan ve temizlik maddesi üreten firma sayısı 225 olarak tespit edilmiştir. Bu veriler hep beraber değerlendirildiği takdirde sektörde faaliyet gösteren gerçek firma sayısının bu rakamın biraz daha üzerinde, yaklaşık olarak 250 civarında olduğu tahmin edilmektedir. [1]va

İSTİHDAM

Şimdi gelelim işin istihdam boyutuna.

2008 yılında daha kimyaya el atmadan bu sektörde dünyada adını kanıtlamış önde gelen bir firmanın Gebze de bulunan bir tesisinin üretim deprtmanın da çalışma fırsatı bulduğumu ve o günden beri bu sektör hakkındaki bakış açımın hiç değişmediğini belirtmek isterim. Toplumda da kimya diyince hemen bir sabun muhabbetidir alır gider. Aslında girişime açık bir sektördür ancak rekabet edebilmek için sürekli gelişim ve yenilik peşinde olmayı gerektirir. Sektörde faaliyet gösteren büyük firmalardan yukarıda söz etmiştik. Sektörde faaliyet gösteren 10 büyük firmada çalışan sayısı yaklaşık olarak 1,800 olup KOBİ niteliğindeki yaklaşık 240 firmada çalışan 3,800 kişi ile birlikte toplam çalışan sayısı 5,600 kişi olarak tahmin edilmektedir. Bu sayı üretim faaliyeti içerisinde yer alan personel (direkt işçilik) olarak faaliyet göstermekte olup deterjan sektörü bu sektörün diğer kademelerinde çalışan dolaylı işçilik ile beraber toplam 11-12,000 kişinin yer aldığı bir sanayi kesimidir. Lakin sektörden geçimini temin eden insan sayısı bunlarla sınırlı olmayıp perakendecilik sektörü içerisinde yer alan herkes deterjan ve temizlik maddeleri sektörüne katkıda bulunmakta ve değerden pay almaktadır.

KOSGEB tarafından Haziran 2005 ile Ekim 2005 arasında yapılan ve 48,000’den fazla orta ve küçük ölçekli üretim tesisinin katıldığı saha çalışması sonuçlarının taranması sonucu deterjan ve temizlik maddeleri sektöründe faaliyet gösteren 116 adet KOBI niteliğinde firma tespit edilmiştir. Bu firmalar tarafından cevaplanan anket soruları incelendiğinde firmalarda ortalama olarak 16 kişi çalıştığı, çalışanların %17’sinin üniversite veya yüksek okul, %37’si lise veya endüstri yüksek okulu, yaklaşık %45 kadarının da ilköğretim seviyesinde olduğu görülmektedir.

Son olarak şunu söylemeden edemeyeceğim Bu sektör dolaylı olarak petrole bağımlı olarak faaliyet göstermekte de olsa artan fiyatlar ve azalan kaynaklar neticesinde farklı kaynaklara yönelmektedir. Bunların en başında petrole alternatif olan bitkiler yer almaktadır. Özellikle bazı firmalar şimdiden bitkilere yönelmeye başladı bile. Hatta yaklaşık 3 yıldır ben de bu konuda yaptığım araştırmalar neticesinde atık organik materyallerden deterjan ve enzim üretimi konusunda bir proje üzerinde çalışmaktayım. İnşaallah yakın bir zamanda çalışmamın olumlu sonuçlarını da sizlerle paylaşmayı düşünüyorum.

43
0
0
Yorum Yaz